24 Kasım 2015 Salı

Yanılmışım

Geçen günkü "Coğrafya" başlıklı yazımda düşünce kurgularında coğrafyayı ihmal eden birtakım zevatın Türkiye'yi sanki Belçika'nın yanı başındaymış gibi gördüğünü söylerken ne çok yanılmışım meğer. O zevat hakkında değil, Belçika hakkında.  

Hani, paranoya üstüne distopik bir film çekilse bu kadar olur. Devlet yönetmen; polisler, askerler artist, halk figüran...  Dekor müthiş; son model zırhlı araçlar, en modern silahlar, çelik yelek, yana kayık bere; kiminin yüzünde kar maskesi, kiminin belinde el bombası..  Hepsi muazzam uyum içerisinde.  Artist polisler, askerler; öndeki bacak hafif kıvrık, arkadaki her an yaylanacakmışcasına gergin, ellerindeki devasa silahları lüks arabadan indirdikleri insanlara doğrultmuş, kimlik tespiti yapıyorlar.  Figüran halk gayet uyumlu elleri ensede birleşik arabadan inip duvarın dibine yanaşıyor.  Arabadan inen her kişiye en az iki tüfek, iki tabanca doğrultulmuş, tam da göğsüne; eller tetikte, boşluğu alınmış... Uyumsuz bir çocuk çiğnediği sakızı balon yapıp patlatsa, maazallah, kan gövdeyi götürür.  Ama dedim ya, herkes gayet uyumlu.  Mahalle bakkalı sakız bile satmıyor.  

En uyumlusu ise seyirci; bizim medya erbabı.  Ana akanı, yandan çakanı, ters bakanı...  Hepsinde bir telaş, heyecan...  Efendim halk çok uyumluymuş; bırak mitingi, üç kişi kolkola dahi gezmiyormuş yolda.  Sosyal medyada kimse haber geçmemiş, herkes kedi resimleri paylaşmış, yerel gazete ve televizyonlar -yine uyum içerisinde- haber yapmamış.  Her şeye rağmen güvenlikle özgürlük arasındaki hassas denge gözetiliyormuş mış miş...  Aman ne güzel!..  

Peki, bizim polisimizle derdiniz neydi?  Sırtında POLİS yazdığı için mi?  POLICE yazsaydı veya POLITI veya POLITIE veya POLIZEI veya POLIZIA?..  Harflerin dizilişi miydi rahatsız eden sizi?  


Ruşen


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.