Bugünlerde çokça tartışılıyor, Amerika ne yapmaya çalışıyor diye... Ne işi varmış; niye müdahale ediyormuş dünyanın her yerine?.. Bunu ekonomik saikle açıklayan var; emperyalizmle, neo-konservatizmle, neo-liberalizmle... Amerikan toplumunda Judeo-Christianity'nin yükselişine de... ki ben bunu daha ziyade Judeo-Christianism'in yükselişi olarak görürüm. (Christianity ile Christianism arasındaki nüans: Christianity -Hıristiyanlık- bir dindir; Christianism ise bir siyasi akım, Hıristiyancılık.)
Ancak, bana göre -ki başkaları da var bu görüşte- Amerikan siyasetini, dünyaya bakışını, yaşam tarzını, kültürünü yönlendiren güdü esasında Amerikan yakın tarihine yön vermiş olan, dilimize Bariz Kader diye tercüme edebileceğim, Manifest Destiny dedikleri inanıştır.
On dokuzuncu yüzyılın ortalarında artan nüfusu ile artık o zamanki sınırlarına sığamayan Amerika, kıtanın batı ve ve güneybatısına doğru yayılma ihtiyacı duyuyordu. Bu ihtiyacın gereğinin bir an evvel yapılmasını, batı ve güneybatıdaki toprakların satın alma, ilhak ve işgal yoluyla, her ne şekilde olursa olsun ele geçirilmesini isteyenlerin kalemşoru bir gazeteci tarafından ortaya atılan bu ifade, Manifest Destiny, kısa süre içerisinde hem siyasi çevrelerde hem de toplumda geniş kabul görmüş, Amerikan yayılmacılığının zihinsel altyapısını oluşturan temel taşı olmuştur.
Takdir-i İlahi... Milyonlar, yer üstü ve yer altı zenginliklerini ele geçirmek, bakir, verimli topraklara yerleşmek amacıyla batıya akın ederken aynı zamanda kendileri için takdir edilmiş olan bir görevi yerine getirdiklerini ve karşılığı olan hakkı elde ettiklerine inanıyorlardı. Sadece zenginlik için akın etmiyorlardı batıya; oradaki yabanilere medeniyet ve Tanrı'nın kelamını götürüyorlardı. Bu onlar için bir görevdi ve tabii ki karşılığını almak da haklarıydı. Takdir-i ilahi görev... açık, aşikâr, bariz kader... İngilizcesi, Manifest Destiny. Kader olduğu için kaçınılmaz; mutlaka yerine getirilmesi gerekir.
Geniş kitleleri harekete geçirmek ve inançla sürdürmelerini sağlamak için ekonomik kuramlar yeterli olmaz, olamaz. Sınıfsal çelişki nasıl ki Sovyet komünizminin zihinsel altyapısını oluşturmada kullanılmıştır, Manifest Destiny de Amerikan emperyalizminin zihinsel altyapısını oluşturmada hayli elverişli olmuştur.
İki yüz sene önce Amerika kıtasını boydan boya ele geçiren, kıtanın yerlilerinin soyunu tüketenle şimdi Ortadoğu'ya demokrasi getirmek isteyen ortalama Amerikalının düşünce yapısı, daha doğrusu inancı arasında fark yoktur. Takdir-i ilahi... Tanrı'nın onlara bahşettiği görev... Manifest Destiny...
Ruşen

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.