Bir
önceki yazımı tekrar okuyunca kuşkuya kapıldım, "Kayran kıyısında"
demem doğru mu diye. Yoksa, "Kayran sahilinde" mi demeliydim? Hani
sanki denizlerin kıyısı, karaların sahili olurmuş gibi geldi, bir an.
Misal:
"Boğaz kıyıları", "Ada sahilleri"...
Gerçi, "Fransa kıyılarındaki
kayalıklara çarparak batan tanker" haberi duymuşluğum da var televizyonda
ama televizyon bu, ne kadar güveneyim? Doğrusunu öğrenmek isterim.
Hayatın
anlamını bulmama yardımcı dalgaları seyrederken Kayran sahilinde, bir yandan da
elimde biriktirdiğim küçük taşlarla biraz uzakta gözüme kestirdiğim büyükçe
taşları nişanlıyorum. Herhalde sadece erkeklere mahsus bir oyun olsa gerek bu.
Nedense, kızlar üç beş taş aldıklarında ellerine hemen beş taş oynamaya başlar,
erkekler ise sağa, sola fırlatırlar. Erkeğim ya, beş taş oynayacak halim yok...
Güzelce nişanlıyor, fırlatıyorum. Gözüme kestirdiğim taşı vurduğumda, tarif edilmez
gurur duyuyorum. Skor yazıyorum kendime. Sanırım bu da bir erkeklik dürtüsü
olsa gerek: skor yazmak...
Neyse,
mevzuyu mecraından çıkarmayayım. Ben böyle kendimce skor yazmaya çalışırken, fırlattığım
pembe yeşil alacalı küçük tas, nişanladığım büyük siyah taşın tam ortasına denk
geldi, ikiye bölündü. Bir parçası bir tarafa, diğer parçası başka tarafa fırladı
gitti. Tam o esnada sahile bir dalga vurdu. Bir an düşündüm; binlerce sene uğraşa,
didine sahile çıkabilmeyi başarmış o güzelim taşı yerinden etmem, parçalamam
yazık değil mi, bir skor uğruna? Karar verdim: bundan böyle sağa, sola taş fırlatmayacağım.
Skorsa skor; bugüne dek yaptıklarım yeter. Ha, eminim, simdi birileri çıkıp,
"Yapamadığı için bahane arıyor" diyecekler. Desinler... Kim ne derse
desin; değmez o taşın binlerce yıllık uğraşını heba etmeye.
İşte
o an farkına vardım ki yıkmak, parçalamak, bozmak çok daha kolay yapmaktan,
yaratmaktan; nedense?.. Aslında, neden olduğunu biliyorum: termodinamiğin
ikinci kanunu... "Things, left to themselves, deteriorate." Bir
iddia; kainat şimdi genişliyor ya, bu genişleme tersine donup de büzülme başladığında,
o zamanki fizikçiler termodinamiğin ikinci kanununu şöyle açıklayacaklar:
"Things, left to themselves, ameliorate." Misal: bir deste iskambil kağıdını
şimdilerde yere düşürdüğünüzde etrafa dağılır; ama büzülen evrende darmadağınık
iskambil kağıtlarını yere düşürdüğünüzde güzel bir deste halinde toplanacaklar.
Muhakkak, ev hanımları çok hoşlanacak bundan.
Ha,
taşları denize fırlatmaktan vazgeçtim ama deniz yıldızlarını fırlatmaya devam
ediyorum, hala. Düşünmüyor da değilim; onları da mi denize geri fırlatmamak
daha doğru diye. Niye kendimi mecbur hissediyorum ki deniz yıldızlarından yana
olmaya? Nasıl olsa skor söz konusu değil ama işte o, "politically
correct" olma mecburiyeti yok mu?.. Hep deniz yıldızlarından yana olmuşum;
kuşların gözünden bakmamışım hiç dünyaya. Nasıl vazgeçiyorsam skordan, "politically
correct" olmaktan da öyle vazgeçebilirim, herhalde. Denemeliyim.
Sevgiler,
Ruşen
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.