Başkaları için olmayabilir ama benim için böyle.
En son 3 Eylül sabahı aldım gazeteyi elime ve hemen fırlattım, attım,
elim yanmışçasına.
Yanan içimdi aslında. Başkasını bilmem ama yanan insanlığımdı.
O gün bu gündür gazete okumuyorum.
Üç yaşındaki çocuğun sahile vurmuş, o uyur gibi masum, öpülesi bedeninin resmini çekmek nasıl bir insanlık dışı iğrençliktir?
Haydi, diyelim ki kayıt için çekildi; peki, gazetede yayınlamak?..
İnsanlık dışı iğrençlik demek kâfi gelir mi bu sapıklığı tanımlamak için?
Dünyanın her yerinde basının özen gösterdiği bir takım etik değerler vardır;
kimi az, kimi çok...
Çocuk cesedi göstermemek bunların başında gelir.
Çekebildiniz mi? Çektiniz de ne oldu? Kim umursadı?
Kimse umursadı mı?
Sona erdi mi minik çocuk cesetlerinin sahile vurması?
Ya vurmayanlar?..
Başka ne türlü iğrençlikleri göze alacaksınız kamuoyunun dikkatini çekmek için?
Vahşice parçalanmış bir genç kızın çıplak cesedini de yayınlayacak mısınız kadın cinayetlerine dikkat çekmek için? Önemli mesele değil mi bu?
Yoksa, o çocuğun Suriyeli olması mıydı eliniz serbest bırakan? Yoksa, o kendi kendinize verdiğiniz ödüllerden birini mi almaktı amacınız?
Ödül demişken, sanmayın ki Pulitzer'i alacaksınız.
Pulitzer'in değerleri vardır, sizde olmayan.
Kevin Carter, acıya dayanamamış, canıyla ödemişti bedelini.
Ya siz?.. Ne bedel ödediniz ki ödülü hak edesiniz, akbaba olmanın ötesinde?
Yine içimden gelmiyor sevgiler diyerek bitirmek.
Ruşen
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.