Sahile vuran dalgaları seyretmekle, etrafa taş atmakla olmuyor; iyisi mi dedim, anlamakla uğraşmayayım, anlayanlara sorayım.
Aradım, anlayan var mı diye; gördüm ki bir dolu insan gurulardan medet umuyor. Bu gurular öyle ortalık yerde dolaşmıyorlar; genellikle kervan geçmez, iz düşmez yerlerde oturuyor, sabahtan akşama hayatın anlamı üzerine ahkâm kesiyorlar. Az yiyor, az içiyor, öyle benim gibi elde kadeh sahilde uzanarak değil, dağın tepesinde bağdaş kurarak kesiyorlar ahkâmı.
Doğrusu üşendim oralara kadar gidip sormaya; onun yerine, soranların tecrübelerinden yararlanayım. İşte biri:
Adamcağız
tüm varlığını hayatın anlamını öğrenmeye vakfetmiş; bu uğurda servetini, ömrünü
tüketmiş. Aramış, sormuş, soruşturmuş;
sonunda duymuş ki Tibet’te bir dağın tepesindeki manastırda falanca guru biliyormuş
hayatın anlamını. Kalan mecaliyle zar
zor ulaşmış o manastıra ve uzun bir bekleyişten sonra huzura kabul
edilmiş. Bakmış ki guru hiç oralı değil;
sakince oturuyor, önündeki tabaktan arada bir zeytin atıştırıyor.
Adamcağız
sonunda dayanamamış, konuşmuş:
-- Onca
yılımı, servetimi harcadım hayatın anlamını öğrenmek için. Sen biliyormuşsun. Yalvarırım söyle bana, hayatın anlamı ne?
Guru
derin bir nefes almış; uzun uzun düşünmüş; önce etrafına, sonra adama bakmış ve
nihayetinde önündeki tabaktan bir zeytin alıp göstermiş:
-- Bu.
Adamcağız
şaşkın, hatta hüsran içerisinde:
-- Bu
mu?..
-- Değil
mi??.
Bununla
yetinmedim, aramaya devam ettim, ta ki şu adamın hikâyesine kadar:
Adamcağız
tüm varlığını hayatın anlamını öğrenmeye vakfetmiş; bu uğurda servetini, ömrünü
tüketmiş. Aramış, sormuş, soruşturmuş;
sonunda duymuş ki Nepal’de bir dağın tepesindeki manastırda filanca guru biliyormuş
hayatın anlamını. Kalan mecaliyle zar
zor ulaşmış o manastıra ama meğerse o guru manastırın dışında, dağın zirvesinde
otururmuş. Tehlikeli patikalardan, dik yamaçlardan
tırmanarak varmış yüksek bir uçurumun kenarında oturan gurunun yanına ve hemen sormuş:
-- Yıllarımı, servetimi harcadım ve hatta hayatımı tehlikeye atarak bu dik yamaca tırmandım hayatın anlamını öğrenmek için. Sen biliyormuşsun. Yalvarırım söyle bana, hayatın anlamı ne?
Guru
derin bir nefes almış; uzun uzun düşünmüş; önce etrafına, sonra adama bakmış ve
nihayetinde konuşmuş:
-- Bilmiyorum.
Adamcağız
şaşkın, hatta hüsran içerisinde, hayli kızgın:
-- Ne?.. Nasıl olur?.. Hepsi bu mu? Tüm servetimi,
ömrümü harcadım ben bu uğurda.
-- Atla
o zaman.
Sevgiler,
Ruşen
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.